SON DAKİKA
Tümü

Gündem

Anasayfa / Gündem / YENİ YILDA EN BÜYÜK SEFERBERLİK!..

YENİ YILDA EN BÜYÜK SEFERBERLİK!..

31 Aralık 2017 / Pazar 17:25
Ağır yaralı...

ŞİMDİ YARALARIMIZI SARMA ZAMANI

15 Temmuz…

Ortada bir kalkışma var. Ortada şehitlerimiz var, gazilerimiz var.

“BU MALAZGİRT DEĞİL, ÇANAKKALE DEĞİL”

Türk tarihinde yaşanmış gerçekten çok ağır bir vaka ancak bunu bir Malazgirt’e benzetmek, bir Çanakale’ye, bir Başkomutanlık Meydan Savaşına yani Türk’üm kurtuluş savaşınba benzetmek tarihi bir yanılgı olur.

“15 TEMMUZ KARA BİR GÜN”

Her şeyden önce 15 Temmuz bir ihanet kalkışmasıdır, yerli ve yabancı işbirliçiler eliyle hem Türk Milleti hem de Türk Ordusu sırtından vurulmuştur. Bu bir kara gündür.

Vaka kendi içimizde yaşanmıştır. Dışarıdan yapılmış bir yabancı ordu müdahalesi yoktur, işgal yoktur, aksine ordumuzun içine önceden sızmış işbirlikçiler dışarıdan ve içeriden de aldıkları destekle bir ihanet darbesine kalkışmıştır. Bu kalkışma hep birlikte izlendiği gibi önlenmiştir.

Şimdi ortaya çıkıp da bunu dünya tarihine altın harflerle yazılmış bir Çanakale’ye benzetmek doğru değildir. Çünkü Çanakkale, elinde Sion ve elinde Bizans planlarıyla Osmanlı’ya saldıran ve de dünyanın en güçlü ordularıyla saldıran özünde Roma’ya karşı kazanılmış ikini büyük zaferdir, ilki de Malazgirt’tir.

“DEVLETİN VE DEVLETİ YÖNETEN HÜKÜMETİN AĞIR ZAAFI”

Devletimiz açısından bu kalkışma zamanında önlenmediği için ağır bir zaaftır.

Hükümetimiz açısından da kalkışma anında yetkili hiçbir makamın ortaya çıkmayışı ağır zaaftır.

Genelkurmay Başkanı açısından, en azından bir bilgi sahibi olduğu halde kalkışmayı önlemeyişi üstüne rehin alınmış oluşu ağır bir zaaftır.

İstihbaratın kilit isminin durumu Cumhurbaşkanı’na ve Başbakan’a anında haber vermeyişi de ağır bir zaaftır.

“AĞIR ZAAFA KARŞI MİLLETİN SAĞDUYUSU”

Daha hükümetin ve komuta kademesinin henüz duruma hakim olmadığı anlarda camilerden salalarla halkın sokağa çağrılması milletimiz açısından çok ağır risk olmuş, Allah’a şükür ki bir iç çatışma ortamına halk sürüklenmemiştir. Bunca zaafların karşısında halkımızın sağduyusu yine egemen olmuş, kalkışmayı yapanlara dik duruşuyla olaylar tırmanmadan önlenebilmiştir.

Aynı zamanda Mehmetçik de sağduyulu davranış, olayların peşinden sürüklenip gitmemiş, dik durmuştur.

Bana sorarsanız bu bir Çanakkale değildir, Malazgirt değildir, aksine tarihimizdeki en ağır

Kara gündür çünkü ülkeyi yöneten siyaset ve yetkili makam sahipleri en acıdır ki büyük bir zaafa düşmüşler ve milletimizi, devletimizi ve ordumuzu böylesi ağır bir kalkışmayla karşı karşıya gelmesinin önünü açmışlardır.

“HEPSİ HER ŞEYİ BİLİYORDU”

Oysaki yıllardır ‘F’ de biliniyordu ‘G’de…  Yılardır ‘F Tipi de biliniyordu Cemaat de, cemaat eliyle devlete sızmalar da biliniyordu. Zekeriya Öz’ün Türk Ordusuna kumpas kurduğunu neredeyse on yıl önce ben söylemiştim, ekranlardan haykırmıştım ama sesimiz duyulmamış demek!

Bu vakanın bir yönü, bir de Kod Ergenekon’da yaşanılanlar var, bunun ikisi yan yana getirilmezse eğer büyük resmi görebilmek mümkün olmaz.

KOD ERGENEKON’DA NE OLMUŞTU?

Türk Milletin En Büyük Gücü: Mehmetçik

Hedef Türk Ordusu’ydu. Komuta heyeti terör örgütü kurmakla suçlanıyor hatta eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ terörist diye tutuklanmıştı.

Bu soruşturma eliyle, Türk Ordusunun olası bir işgalde karşı koymak için halk direnişini örgütleyen çok gizli planlarının bulunduğu Kozmik Odası’na girilmişti.

Türk Ordusundaki üst komuta heyetinin biyografik istihbaratı bu soruşturma eliyle resmen yapılmıştı. Hatta ülkede siyasete ve ekonomiye yön verecek güce, bilgiye ve yeteneğe sahip tüm işadamları ve siyasetçileri hatta müstakbel siyasetçi adayları da fişlenmişti.

“KOD ERGENEKON KUMPASI VATANA İHANETTİR”

Türkiye’de siyaset ve hukuk eliyle yapılmış olan bu fişleme faaliyetlerine bakıldığında, ister hükümet olsun ister hukuk, bu eylemin adı fişleme değil, casusluktur! Bu casusluk faaliyeti başka ülkeler menfaatine yapılmış olduğu için de düşmanla işbirliği yapmak anlamındadır! Düşmanla işbirliği yapmanın hukuk dilindeki adı vatana ihanettir!

Bu konuda en son Tuncay Özkan elinde doysa ile ortaya çıkmadı mı? Bu dosyada Türk Ordusuna ait biyografik istihbarat bilgilerinin bulunduğunu söylemedi mi? Demek zamanında gerekli tedbir alınmadığı için şu anda ordumuza ait gizli bilgiler elden ele dolaşabiliyorsa, düşünün artık bu dosyaların nereye kadar gidebileceğini…

“15 TEMMUZ’UN HEDEFİ ORDU-MİLLET”

Her kim tarafından yapılmış olursa olsun, bu darbe teşebbüsünün asıl hedefi; Türk Ordusu ve Türk Milleti olmuştur, bunu unutmayınız. Çünkü Türk Ordusu ile Türk Milletini birbirine bağlayan o dünyada eşi benzeri görülmedik güven duygusu taşıyabilmesi çok zor bir darbe almıştır.

Aynı zamanda… Türk Ordusunun temeli olan disiplin, emirlere mutlak itaat, astın ve üstün hukukuna riayet gibi yüksek değerleri de örselenmiştir.

Bunu şöyle de görebiliriz; Kod Ergenekon’la Türk Ordusu vurulamadı, kumpas çöktü çünkü Türk Milleti asla kendi ordusunun bir terör örgütü olabileceğini asla düşünmedi. Bu soruşturmaya halk destek vermedi. Ama ya şimdi…

“KOD ERGENEKON KUMPASIYLA YAPAMADIKLARINI ŞİMDİ YAPTILAR”

Kod Ergenekon çöktü çünkü silahlı eylem hiç bulamamışlar, dolayısıyla silahlı terör örgütü davasını işletememişlerdi. Şimdi silahlı eylem de çıkarıldı ortaya ve süreç kaldığı yerden devam ediyor…

Ve inanınız bana, bu darbe teşebbüsüyle kod Ergenekon’la yapılmak istenip de yapılamayanlar, şimdi yeniden sahneye konulmuş gibi…

Hedef: Türk Ordusu! Hedef: Türk Milleti!

Bu zaten Haçlı-Sion siyasetinin Türk Milleti, vatanı, ordusu ve devletine karşı baştan beri izlediği siyasetin hedefi değil miydi?

Umarım yeni yılda ordu-millet temelinde aldığımız tüm yaralarımızı sararız…

Erdal Sarızeybek